22 Ekim 2021

Toplulaştırma mı, çatıştırma mı? (Özel Haber)

Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde kangrenleşen toplulaştırma sorunu nedeniyle hak sahipleri mağduriyet yaşıyor. Arazi meseleleri nedeniyle ortaya çıkan anlaşmazlıklar ölümlerle sonuçlanan kan davalarına neden oluyor. Toplulaştırma kanununa dair görüştüğümüz hak sahipleri, bir kesimin ihya edilirken diğer kesimin mağdur edildiğini söyleyerek, kanun değişikliği yapılması gerektiğini dile getirdi.

Yağmur ENSARİ (DİYARBAKIR YENİGÜN)

Güneydoğu Anadolu ve Doğu Anadolu Bölgesi’nde ekonominin mihenk taşı ve geçim kaynağı olan tarım, beraberinde toprak ve arazi meselelerini gündeme getiriyor. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından 2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununun 17’nci maddesinin dayanak gösterilmesi ile 2017 yılında yürürlüğe giren Arazi Toplulaştırma Uygulama Yönetmeliği ile birlikte; tarımsal faaliyetleri yapmaya imkan vermeyecek biçimde veya toprak muhafaza ve zirai sulama tedbirlerinin alınmasını güçleştirecek derecede parçalanmış, dağılmış, bozuk şekilli parsellerin bir araya getirilerek daha düzenli parseller halinde tarla içi geliştirme hizmetleri ile birlikte modern tarım işletmeciliği ve sulama hizmetlerinin geliştirilmesinin önü açıldı. Tarımın arttırılmasını hedefleyen toplulaştırma kararı beraberinde anlaşmazlıklardan doğan arazi kavgalarını getirirken, onlarca yıl süren kan davalarına da sebebiyet verdi. Arazi anlaşmazlıklarını önlemede yetersiz kalınması, yanlış uygulamalar sebebiyle toplulaştırma, arazi sorunlarını kangrene dönüştürdü.
Toplulaştırmanın gerekli olduğunu ancak saha dışında masa başı kararlar alındığını söyleyen toplulaştırma mağdurları Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununun ilgili maddelerinde değişiklik yapılması gerektiğini söyledi.

‘Saha çalışması olmadan toplulaştırma olmaz’

Diyarbakır Yenişehir Ziraat Odası Başkanı Süleyman İskenderoğlu, Sur ilçesi Satı Mahallesi’nde bulunan arazilerinde toplulaştırma sorunu yaşadıklarını belirterek, “Diyarbakır coğrafi olarak aşiretlerin olduğu, büyük ailelerin olduğu bir yer. Vatandaşlarımız toplulaştırmadan dolayı sürekli kavga ediyorlar ve ölümlerle sonuçlanıyor. Köyümüzde sabit parselimiz 4’e hatta 5’e bölündü. Toplulaştırma demek toplulaştırmak demektir, ayrıştırma demek değildir. Toplulaştırma iyi ama saha çalışması olmadan yapılmaz. Tüm çiftçilerin yerinde kalması şartıyla toplulaştırma olmalıdır. Mesela benim arazim 4-6 km uzaklıkta farklı bir parsele dahil etmişler. Benim kuru arazim adamın sulu arazisinin içine dâhil edilmiş. Bu durumda adam verimli arazisini bana vermez” dedi.

‘Toplulaştırmadan önce uzlaşma yapılmalı’

Toplulaştırma uygulamasından önce arsa sahipleri arasında uzlaşma sağlanması gerektiğini söyleyen İskenderoğlu, “Köy halkı, muhtar ve heyet bir araya gelmeli. DSİ’ye devredildiğinden beri çalışmalar düzeldi ama önceden büyük sıkıntılar vardı. Uzaklaştırma yapıldıktan sonra toplulaştırma daha kolay olur. Toplulaştırma 3’üncü askıya kadar devam edince arazilerde büyük kaymalar oluyor” dedi.

Toplulaştırmada resen kararlar alındığına dikkat çeken İskenderoğlu, Bismil Aşağı Salat mezrasında arazileri bulunan Ferat Göğer, arazilerinin bir kısmının Ilısu Barajı altında kaldığını geri kalan arazilerinin ise toplulaştırma nedeniyle kullanılmayacak duruma geldiğini dile getirdi. Arazilerde sulama yapıldığı zaman DEDAŞ ve DSİ ile sorun yaşandığını belirten Göğer, arazilerde yaşanan kaymalar nedeniyle hak sahipleri arasında gelir adaletsizliği olduğunu söyledi.

Toplulaştırma nedeniyle hak kayıpları yaşandığının altını çizen Göğer, ürün yetiştirmede sıkıntı yaşadıklarını belirtti.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir